Felsefi Arabesk


Nikolay Buharin


Basım tarihi: 2017
Sayfa Sayısı: 372

ISBN: 978-975-6056-92-9
Fiyat: 34 TL
Çeviren: Gizem Kurtsoy, Doğan Barış Kılınç


Neden Açık Marksizm? Bu kitabı hazırlayanlar ve katkıda sunan yazarlar, Marx’ın düşüncesinin yapısallaştırılmasından ve analitik düşünme biçimiyle okunmasından muzdarip olduklarını dile getiriyor. Zira onlara göre Marx’ı dinamik ve güncel kılacak şey, onun yöntemini, kavramlarını ve temel kategorilerini belli bir düşünme içine hapsetmek değil, aksine yeni ufuklara ve anlamlandırmalara açmak, yaşama akıtmak ve onlarla radikal bir hemhal olma arayışına girmektir. Bu yeniden okumanın temel ekseni ise sınıf mücadelesinin açtığı olanaklar üzerine düşünmektir. Marksist kategori ve kavramların bütünü, özellikle de değer teorisi, soyut ve somut emek, meta, meta fetişizmi, üretim ve yeniden üretim sınıf mücadelesinin içinden geçirilmeli, bunların dinamizmi ve işlerliği burada sınanmalıdır. Analitik tekrarlar labirentinde dönüp durmak yerine praksisin açtığı olanaklarda keşfe çıkılmalıdır. Sınıflaştırmaya ve sömürüye karşı bütün direniş deneyimlerindeki özgürleşme arzusu, “tarihsel yenilgilerin” umutsuzluğunda kurban edilmek yerine, her seferinde yeniden doğurulmalı ve canlı tutulmalıdır.

“Beden” nosyonu, günümüz feminist teori ve pratiğinde çokça tartışılıyor. Bu tartışma, hem
psikanalizin hem de felsefenin beden imgelemlerinden besleniyor. Moria Gatens her iki
yaklaşımın da kadın bedenini “eksiklik”, “bağımlılık” ve “tutku”, erkek bedenini ise “tamlık”,
“özerklik” ve “zihin” ile ilişkilendiren hâkim imgelemlerini sorguluyor. Zira Gatens’a göre,
kadın ve erkek bedenine atfedilen bu farklı beden imgelemleri, kadınların ve erkeklerin
“siyasi beden”le ilişkilenme koşullarını belirliyor. Kadınları siyasi bedenden dışlama işlevi
görürken, erkekleri bu bedenin kurucusu ve öznesi olarak konumlandırıyor.
Peki beden bu hâkim imgelemlerin ötesinde nasıl düşünülebilir? Zihnin kuvvetleri karşısında
edilgenleştirilen bedene etkin ve yaratıcı güçleri nasıl iade edilebilir? Bu soru karşısında
Gatens, Spinoza’nın “öteki imgelemler” nosyonu temelinde, bedenlerin değişebilme, etkileme
ve etkilenebilme gücüne odaklanıyor. Feminist düşünce ve pratiği sürekli çıkmazlara
sürükleyen cinsiyet/toplumsal cinsiyet ayrımını yerinden ederek, bedeni bir etik pratik, cinsel
farkı ise bu kendini olumlama pratiğine içkin olarak düşünmeyi öneriyor. İmgesel Bedenler,
bedeni özgürleştirilecek bir şey değil, bizzat bir özgürleşme pratiği olarak okuyor.

Site İçi Arama